bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort escort bayan istanbul escort escort istanbul escort şişli escort beylikdüzü escort sakarya
porno film izle anal porno hd sex izle türkçe porno izle türbanlı porno izle
HABER AKIŞI

Mücahit Ak; ''Geçmişimizi, Geleceğimize Yıktırmayalım!''

 Tarih: 09-12-2018 15:25:14  -   Güncelleme: 09-04-2019 11:45:00
Mücahit Ak

Sosyal yapı; temel işlevleri yerine getirmek için oluşan öğelerin, birlikte uyumlu bir bütünü oluşturmasıdır. Ünlü düşünür John Milton’un da dediği gibi, ‘’Bir toplumun içinde; geçmişin kalıntıları, geleceğin filizleri ve güncelin egemenliği birlikte yaşar.’’ Yani bir toplum, geçmişten geleceğe değerler manzumesinin tamamına denilebilir. Peki sizce değerlerimizi yeterince koruyabiliyor muyuz? Geçmişimiz geleceğimizde yeterince yer alıyor mu? Nacizane cevap vereyim…

Biz küçüktük. Evet küçüktük… Yaş olarak küçük ama mangal gibi yüreğimizin olduğu yıllardı. Yüreğimiz vardı, çünkü o zamanlar birbirimizin sorunlarına duyarsız kalmazdık. Mangal gibi yüreğimiz vardı, zarar göreceğimizin hesabını yapmadan başkaları zarar görmesin diye kendimizi ortaya atardık. İnsanlar hesapsız ve çıkarsızdı. Bu kavramlarla birlikte oluşan değerlerimiz ve semt ağabeylerimiz vardı. Ağabeylerimiz aracı olurlardı ve kavga edeceğimiz kişilere sarılmak zorunda kalır, çok güzel dostlar biriktirirdik. Belki de o zamanlar çocuk olduğumuz için her şey güllük gülistanlıktı. Sahiden bilemiyorum…

Biz küçükken sokaklarımıza mahalle der, üst mahalle ile maçlar yapardık. Halı sahalarımız olmadığı için sokaklarda yapardık maçlarımızı. Gerçi 2018 Beykoz’un da halı saha hususunda durum yine farklı değil ama olsun. En azından bu sokaklar bu ruhları yansıtıyor ya… Teselli işte! Kolasına maçlar yapar, üst mahallede kazandığımız kolayı deplasman olduğu için asla alamazdık. Sahi güzeldi o yıllar. Futbolu borsa da değil arsa da bilmiştik çünkü. Mermerlerin üstüne tasoları koyar, taso oynardık. Vurduğumuz taso ters dönünce kazanmış olurduk. Tasoların üstünde de pokemonlar vardı. Her sabah uyandığımız da pikaçu olur, heyecanla dışarı çıkar elektriğimizi toprağa verirdik. Toprakları çivi ile kazıp kuyu yapar, o kuyuya da misket atar misket oynardık.

Kafelerde, alışveriş merkezlerinde büyümedik öyle! Servis falan yoktu. Okula arkadaşlarımızla birlikte gider, yine erik ağaçlarına göre yolumuzu değiştire değiştire evimize gelirdik. Cebimizden erik yaprağı çıkınca, ‘’oğlum evimizde erik yok mu niye eriklere daldın’’ sorusu da tebessüm sebebi idi bizim için. Biz kimsenin eriğini çalmazdık çünkü. Herkes eşimiz, dostumuz, ahbabımızdı. Acıktığımız zaman evlerine girip yemek yediğimiz, bayramlarda ellerini öpüp harçlık aldığımız büyüklerimizdi çünkü onlar. Komşuyduk biz harbiden…
Öyle bayram parası falan da biriktirmezdik. Birazcık da serseri büyüdük işte… Tüm paramızla torpil alır, sabahtan akşama kadar patlatırdık.  Peki sizce kaybolan çocukluğumuz muydu?


Aslında çocukluğumuz değildir kaybolan... Güzel günlere olan umudun git git azalmasıdır. O yüzden de hüzünlü, hüzzamlı anlamlar yüklenir "kaybolan çocukluğumuz" dendikçe! Kaybolan, çocukluğumuz değildir ısrar ediyorum. Kaybolan terden sırılsıklam olana kadar top oynadığımız boş arsalardır. Sahi nerede onlar şimdi? Kaybolan, ekmek üstüne sana sürülmüş nevalelerimizin tadıdır. Şimdi şokellası, nutellası, fındıklısı, bademlisi her şeyiyle tam bir doymazlığa itilen damak zevkimizdir. Nerede üzerine sana sürülmüş ekmek dilimini ısırma isteği şimdi? Kaybolan, bahçe duvarından yola eğilen erik dalının üzerindeki küçücük meyveleri aşırma, koparma, yüzü-gözü buruştura buruştura yeme isteğidir. Nerede komşu duvarlarından sarkan erik ağaçları şimdi?

Ben cevap vereyim… Şimdilerde güzel evlerimiz var ama mananın tabiatından sıyrılıp maddenin tesirine hapsolmuş kütlelerden ibaret, içinde yaşayanlar yok! Parklarımız var ama çocuklarımızın cıvıl cıvıl sesleri yok! Ruh yok ruh, buz gibi olduk buz! Maddenin esiri olduk manayı gömdük! Evet gömdük! Nereye mi? Şu lüks binaların altına gömdük. Zamanında misket oynanan toprağımıza gömdük, ölünce defnedilecek toprak bulamayacak kadar gömdük. Yazıktır yazık! Biz bu olamayız, biz böyle değildik. Üç kuruşluk menfaat için geçmişimizin mirasını, geleceğimizin umutlarını hiç etmeyelim. Geçmişimizi, geleceğimize yıktırmayalım…

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI

Sitemizdeki Haberleri Beğeniyor musunuz?


HABER ARŞİVİ
Yukarı